|

Süs bitkilerinin tanımı yapılırken kaplar içinde ( salon ya da
seralarda ) yetiştirilen bitkiler olarak tanımlansa da , gerçekte
süs bitkilerine kesin bir tanımlama yapılamamaktadır. Yetişme
koşullarına göre bitkiler iç ya da dış mekanda kullanılabilir.
Örneğin; Akdeniz Bölgesin’de doğal ya da park ve bahçede kullanılan
bir bitki (ficus elastica) , Ankara gibi farklı bir yetişme
ortamında saksı ya da kap içinde iç mekan bitkisi olarak
kullanılabilir. Bahçe çiceği olarak bilinen lale, nergis gibi
soğanlı bitkiler, çakıllarla düzenlenmiş bir saksı içinde iç mekanda
değerlendirilebilir.
Günümüz insanı, konforun artmasıyla yaşama mekanlarını daha kolay
ısıtabilmekte ve havalandırma sistemleri ile donatabilmektedir. İyi
koşullarla donatılmış mekanlar, tüm konforuna karşın dış mekandan ve
doğadan arıtılmış, tamamen yapay çevreler olmak zorundadır.
Bitkiler, yapay olarak oluşturulmuş mekanları da doğal elemanlardan
izler taşır.
Dekorasyonun tamamlayıcı unsurları olarak görev yapar. Modern
teknolojinin yarattığı çelik yapılar, cam ,beton gibi masif yüzeyler
arasında, yaşayan ve doğadan yansımayı taşıyan bitkiler , iç mekan
organizasyonunda önemli yer tutar. Mevsimsel değişiklikleri yıl
boyunca canlı olması ve çeşitli renklere bürünmesi gerek mimari
formlar gerekse yaprak, çiçek, gövde özellikleri ile mekana
hareketlilik kazandırır
İç mekanda kullanılan bitkilerle yapılan bir düzenleme ile bitkinin
renk, koku,
form veya ölçü özelliklerinden yararlanılarak mekan, daha çekici ve
farklı bir atmosfere sahip olur. Cansız malzeme ile yapılacak bazı
işlevlerin canlı bir obje ile başarılması, doğal peyzajı, kapalı
mekanlarda yaşatmaktadır. Mekanın işlevine bağlı olarak, mekanda
istenmeyen objelerin gizlenmesi, keskin hatların yumuşatılması gibi
özellikleri nedeniyle bitkiler , iç mekan düzenlenmesinde
kullanılmaktadır.
Bitkiler gürültüyü filitre etmeleri, akustik kontrolü , tozu
tutmaları, parlamayı ve
yansımayı önlemeleri ile ışığı kontrol altına almaları ve havayı
oksijen üreterek
temizlemeleri nedeni ile ekolojik işlevlere de sahiptir.Özellikle
ev, okul, hastane ve büro gibi mekanlarda kullanılması önerilen
bitkiler, estetik katkıları ile birlikte sağladıkları oksijen ile
daha az stresli mekanların oluşturulmasına yardımcı olur.

Tüm bitkilerin yetişebilecekleri, ışık, sıcaklık ya da nem gibi
ekolojik koşullar birbirinden farklıdır. Örneğin ortamdaki
sıcaklığın, bitkinin istediği sıcaklıktan az ya da fazla olması,
onun çiçeklenmesi, büyümesi gibi yaşamsal sürecini etkilemektedir.
Bitkiler dinlenme dönemine ihtiyaç duyar. Ülkemizde bitkilerin
dinlenme koşulları
kış aylarına rastlamaktadır.Bitkilerin kışın sıcaklık gereksinimi,
yaza göre 5-10 derece
daha az olmaktadır. İşte bu dönemde bitkilerin odun kısmı
olgunlaşır, tomurcuk oluşumu gerçekleşir.
Bitkilerde ertesi yıl iyi bir gelişme ve çiçeklenme olabilmesi için
dinlenme döneminin sağlanması zorunludur. Bitkiler kışın da aynı
yüksek sıcaklıktaki mekanlarda
bulundurulduğunda , dinlenme dönemine giremez. Bunun sonucunda odun
kısımları
olgunlaşamaz, tomurcuk oluşumu güçleşir, bitkiler cılız kalır.
Bitkinin yaşlı veya genç oluşu ile sıcaklık gereksinimi arasında da
sıkı bir ilişki
vardır. Genç bitkiler , yaşlı bitkilere göre daha yüksek sıcaklık
ister. Ancak yaşlı bitkiler, ani oluşan sıcaklık değişimlerine daha
hassastır. Sıcaklıktaki ani değişimler, bitkilerde solmalara,
yaprakların düşmesine ve hatta ölümlere neden olur. Burada dikkat
edeceğimiz bir konu da sıcaklığın tek başına etkinliği yanında diğer
ortam koşullarının da etkisinin olmasıdır. Ortamdaki nem, ışık da
sıcaklıkla birlikte bitkileri etkilemektedir.
Bir bitki için nemli ortamda çok uygun olan sıcaklık, aynı bitki
için kuru bir ortamda çok fazla olabilir.

İç mekan bitkilerinin yaşayabilmeleri, büyüyebilmeleri ve
gelişebilmeleri için
zorunlu etmenlerden biri hava nemi ve sudur. Bitkiler, kökleri
aracılığıyla suda erimiş
besin tuzlarını alırlar. Kökler aracılığıyla alınan besin maddeleri
bitkilerin üst aksamına su ile taşınır. Bitkiden su, terleme yoluyla
dışarı atılır. Bu dışarı atım işlemi, bitkinin bulunduğu ortamdaki
orantılı hava nemi ile doğrudan ilişkilidir. Havanın içerdiği nem
düşük ise terleme fazla olur. Bir bitkinin gereksinimi olan nem
miktarı; bitkinin bulundurulduğu yerin orantılı nemine, sıcaklık ve
ışık durumuna, bitkinin cins, yaş ve büyüklüğüne ve sonunda mevsime
, bitkinin gelişme dönemine bağlı olarak değişir.
Terleme hızını etkileyen başlıca etmenler; güneş ışığı, havadaki nem
miktarı,
sıcaklık, rüzgar, topraktaki su ve hava basıncıdır. Bitkilerin
terleme yoluyla kaybettiği su ile kökler tarafından alınan su
arasında denge vardır. Ortam koşulları, bitkinin kökleriyle almış
olduğu su miktarından daha fazla terleme yapmasını durumunda
bitkinin yapraklarında sarkmalar, pörsümeler , sararmalar ve
kurumalar gözlenir. Bu koşulların sürmesi halinde ise bitki tümüyle
canlılığını yitirir.
Sıcaklık ve ışık şiddeti kış ayları süresince yaz aylarına göre daha
düşük olduğundan , bitkilerin terleme hızları da düşüktür. Bu süre
içerisinde,bitkiler, suya daha az gereksinim duyar. Düşük
sıcaklıktaki yerlerde bulundurulan bitkilerin , daha sıcak
yerlerde bulundurulan bitkilere oranla su gereksinimleri daha azdır.
Bitkinin bulunduğu yerin orantılı nemi ile su gereksinimi arasındaki
ilişki ise,
nemin yüksek olması halinde bitkinin terleme hızı düşük olacağından,
su gereksinimi de az olacaktır, buna karşılık, kuru hava esintisi
olan sıcak yerlerde bulundurulan bitkilerin su ihtiyacı fazladır.
Yüksek orantılı nem, yüksek sıcaklık ve şiddetli ışıktan kaynaklanan
olumsuz etkiyi azaltarak bitkide dengeli bir gelişme sağlar. Bu
nedenle iç mekan süs bitkileri
yetiştiriciliğinde orantılı nemin önemi büyüktür. Tropikal kökenli
bitkilerin nem ihtiyacı
% 80’in üzerinde, diğer bitkilerin nem ihtiyacı ise %60-70’tir.

Bitkiler fotosentez yapabilmek, büyüyüp gelişmek için ışığa ihtiyaç
duyar. İç
mekan bitkilerinin çoğu en iyi ışık alan yerlere konulmalıdır. Bir
bitkinin ışığa ihtiyacı
farklı zamanlarda farklı düzeylerdedir. Bitkiler gelişme
dönemlerinde bol ışığa, buna
karşın dinlenme döneminde az ışığa ihtiyaç duyarl. Bir bitkinin
belirli gelişim
dönemlerinde ışığa olan gereksinimi çok olduğu gibi,genç ve yaşlı
bitkiler arasında ışığa dayanabilme açısından da farklar
bulunmaktadır.
İç mekan süs bitkilerini ışığa gereksinimleri açısından, güneşli,
aydınlık, yarı
gölge ve gölge yerlerde yetiştirilen bitkiler olmak üzere
sınıflandırabiliriz.
Güneşli ortam isteyen bitkiler, genellikle güneye bakan pencerelerde
veya yazın
bahçede doğrudan güneşli yerlerde kullanılır. Ancak aşırı güneşli
ortamda hafif
gölgeleme yapılabilir.
Aydınlık ortamda yetişen bitkiler ise doğrudan doğruya ve sürekli
güneş ışığı
almayan yerlerde yetiştirilen bitkilerdir. Bu bitkilerin doğu veya
batı penceresinin hemen arkasında bulundurulmaları uygundur.
Yarı gölge yerleri seven bitkiler ise hafif veya çok hafif güneşli
yerlerde bulundurulmalıdır.
Gölge koşullarda yetiştirilen bitkiler ise, güneş almayan yerlerde
ve seranın iyice
gölgelenmiş yerlerinde bulundurulmalıdır. Bitkiler yetersiz ışığa
karşı tepkilerini, normalden daha ince gövde ve güneş ışığına doğru
yönelen uzun sürgünler üzerinde soluk renkli, cansız yapraklar
oluşturarak gösterir. Bu durum görüldüğünde bitkilerin daha iyi
ışıklanması sağlanmalıdır. Bunun yanında fazla ışık isteyen
bitkiler, gölge ortamda kaldıklarında yapraklarda sararma ve
dökülmeler görülür. Normale göre daha açık renkli yaprakların
varlığı da ışık azlığının bir sonucudur. İç mekanlarda bulundurulan
süs bitkileri genelde kapalı mekanlarda tek taraftan ışık
aldıklarından ışığa doğru bir yönelim gözlenir. Bunun için bitkiler
ara sıra kendi etraflarında çevrilmelidir.
Bitkiler, kışın az güneşli günlerinden uzun günlere geçişte güneş
ışınlarından
etkilenir. İlkbaharda tüm bitkilerin sararması ve haşlanması,
bitkilerin biraz gölgelemeye ihtiyaç duyduğunun göstergesidir. Bunun
yanında güneş ışığının yetersiz olduğu durumlarda, Yapay ışık,
kullanılmalıdır. Yapay ışık güneş ışığına benzerse de, 4-5 saatlik
güneş ışığına eşdeğer bir ışıklanma için aynı süre yapay ışık
kullanılması yeterli olmaz. Sağlıklı bitki yetiştirmek için 12- 16
saat yapay ışıklandırma yapmak gerekir.
Yapay ışıklandırma da floresans tüpler kullanılır. Yapay
ışıklandırmaya ihtiyaç
gösterebilecek bitkiler arasında Afrika menekşesini alabiliriz.
Burada dikkat edilecek
konu ise, yapay ışık altında yetiştirilen bitkilerde yeterli hava
neminin sağlanmasına da özen gösterilmelidir. Bunu da saksıların
altına, içi su dolu bir kap koymakla
sağlayabiliriz.
|
 |
 |